Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Sputnik Haber Ajansı’na verdiği mülakat
Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Sputnik Haber Ajansı’na verdiği mülakat,Sputnik Haber Ajansı,18 Ağustos 2016, Ankara
Rus-Türk ilişkilerinin düzelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu 7 ayda iki ülke de birbirinden vazgeçmediğini ortaya koydu…
Maalesef
24 Kasım’da hiç arzu etmediğimiz, bizi de o zaman üzen ve hatta şaşırtan bir
hadise oldu, uçak düşürülmesi hadisesi. Ondan sonra ilişkileri düzeltmek için
adımlar attık, ama tabii Rusya özellikle kendi uçağının düşmesi olayında daha
duygusaldı ve ilişkilerde bir kopma oldu. Biz hiçbir zaman bunun böyle
olmasını, ilişkilerimizin kopmasını istemezdik. İki komşu, dost ülke olarak her
konuda hemfikir olmayabilirsiniz, ama ilişkilerin bu noktaya gelmesinin bize de
bir faydası olmaz, Rusya’ya da olmaz, bölgeye de olmaz. Bu ilişkilerin
kopmasının kimseye faydası olmadı. Daha sonra ilişkilerimizin
normalleştirilmesi için samimi çabalarımız oldu. Çünkü biz Rusya’yı her zaman
sadece komşu olarak değil, önemli bir ortak olarak da gördük. Bu nedenle bu çabalarımızı
devam ettirdik. Bu süreçte de Rusya’ya karşı açıklamalarımızda dikkatli olduk,
daha ölçülü bir üslup kullandık. Rusya’ya karşı herhangi bir yaptırım kararı
almadık, uluslararası yaptırımlara daha önce de katılmayacağımızı
söylemiştik.
NATO içinde
bu yaptırımlara katılmayan tek ülke olarak kaldık. Rusya ve Rus halkı da bunu
gördü. Neticede son atılan adımlarla da, mektupla, sonra telefon görüşmeleri ve
arkasından Soçi’de Sergey Lavrov’la (Rusya Dışişleri Bakanı) ile görüşmeler
derken, orada belirlediğimiz plan tıkır tıkır işlemeye başladı. St.Petersburg
zirvesi de iyi oldu. Ve herhalde 7-8 aylık sürecte bence 2 ülke de birbirinin
kıymetini daha iyi anlamaya başladı. Çünkü Rusya bizim için bölgede dost,
esasen Rusya da Türkiye’den daha güvenilir bir dost bulamaz. Şimdi bu ilişkiler
normalleştikten sonra bize sürecten önce, yani iyileşmeden önce “Rusya ile
ilişkilerinizi iyi tutsanız iyi olur” diyen ülkelerin hepsi şimdi bu yeni
süreçten rahatsız olmaya başladı. “Acaba Türkiye’de zemin kayması mı var”,
“Türkiye bize sırtını döndü, Rusya’ya gitti” ve başka şeyler. O zaman 3-4 ay
önce niye “İlişkilerinizi düzeltiniz” diyordunuz, akıl veriyordunuz? Maalesef
samimiyetsizlik ortada. O nedenle Türkiye ve Rusya en azından her konuda açık,
yani dostluğu da açık, sorun olduğu zaman da açık konuşan iki ülke. Bundan
sonraki süreçte yine görüş ayrılılıklarımız olabilir. Ama esas olarak amaç
ilişkilerimizi eskisinden de daha iyi düzeye çıkartmak.
Bazı Rus uzmanlar, sizi Rusya’nın dostu olarak tanımlıyor.
Özellikle sizin Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanlığı
döneminizde Rusya’ya verdiğiniz destekleri hatırlattılar. Ukrayna'da 1930'lı
yıllarda yaşanan holodomor olayının (kıtlık nedeniyle milyonlarca insanın
ölmesi) sözde soykırım kabul edilmesi için bazı güçlerin çabalarından
bahsediyorum.
Türkiye
gibi ben de Rusya ve Rus halkını her zaman dost olarak gördüm. Hatta Rus dilini
öğrenme merakım da oldu. Fakat uluslararası alanda, özellikle Avrupa
Konseyi’nde, AKPM’de tüm görevlerimi objektif, adaletli ve dengeli şekilde
yaptım. Çifte standartlardan hep uzak durdum. Ruslara da her zaman şunu
söyledim: Benim dönemimde size karşı çifte standart olmaz. Benim
uygulamalarımda olmaz dedim, yazdığım raporlarda da öyle. Ve holodomor raporunu
yazmak öyle kolay bir iş değildi. Zor rapordu. Ama ben objektif bir rapor
yazdığımı düşünüyorum. Ve tabii bu rapordan beklentisi olanlar, örneğin dönemin
Ukrayna yönetiminin beklentileri vardı, bu olaya soykırım dememi istiyordu. Ama
ben siyasetçi olarak az bilgiyle holodomor olayının soykırım olup olmadığına
karar veremem. Hatta hiç unutmuyorum, incelemeler yapmak için Ukrayna’ya,
Kafkas bölgesine, Belarus ve Kazakistan’a gittik. Ukrayna’ya yaptığım ziyarette
Yuşçenko (eski Ukrayna Devlet Başkanı) ile görüşmeden önce, bir grup bilimadamı
ile buluştum. Onlarla sohbetler ettik, “Sizce soykırım mı değil mi” sordum
onlara. Yüzde 40’ı soykırım dedi, yüzde 30’ı değil dedi, yüzde 30’ı da fikrim
yok dedi. Ben Yuşçenko’ya şunu dedim: Benim soykırım dememi istiyorsunuz, ama
sizin kendi ayarladığınız bilimadamları bile burada hemfikir olamadı. Ben nasıl
tekbaşıma karar verecem? Sonuçta Ukrayna delegasyonu bile, rapor bittikten
sonra gelip teşekkür ettiler. Ruslar da teşekkür etti. Bu raporu yaparken
herkesi memnun etmek kolay bir şey değil. İncelemelerimin sonunda gerçekleri
gördüm ve gerçekleri yazdım. Tabii dürüst, adaletli olursanız, bundan herkes
memnuniyet duyar. Ve Ruslarla biz aynı siyasi parti grubunda çalıştık.
Azerbaycan heyeti de vardı. Çok yakın işbirliği içinde olduk. Ben de onların
çok desteğini gördüm.
Ama
Rusya’nın genel olarak bölgemiz için, dünya için önemini bildiğim için her
zaman tüm görevlerimde böyle bir ülkeyle ilişkilerimizin iyi olması için de
elimden gelen gayreti sarfettim. Sanırım bu da Rus siyasetçiler tarafından da
görüldü. Mesela Rusya Senatosu tarafından şeref madalyası alan ilk yabancıydım
ben. Valentina Matviyenko bana sundu. O ve bazı Rus milletvekilleri ile şahsi
dostluğumuz oldu. Leonid Slutski, Aleksey Puşkov, Sergey Narışkin, Dmitriy
Rogozin, Konstantin Kosaçev, Mihail Margelov ve başkaları. Ama önemli olan iki
ülke ilişkilerini güçlendirmek. Moskova’ya bir gidişimde de 3 dini lideri
ziyaret ettim, Rusya Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill, Musevi Hahambaşı Lazar
ve Rusya Müftüler Konseyi Başkanı Ravil Gaynutdinov’u ziyaret ettim. Toplumun
her kesimi ile çok iyi diyalog kurduk. Bundan sonra da bu anlayış içerisinde
olacağız.
Suriye başta olmak üzere Ortadoğu bölgesinde Rusya ile nasıl bir
işbirliği mekanizması oluşturulacak?
Suriye’de
maalesef durum giderek kötüleşiyor. Yani savaşarak ya da silahlı mücadele ile
bu sorunlar kısa sürede çözülmez. Bu sorun tekbaşına da çözülmez. O yüzden
siyasi çözüm için, ateşkes için bizim birlikte çalışmamız lazım. Ve şu anda bir
kere ateşkesi sağlamak lazım. Maalesef siviller ölüyor. Daha önce ateşkes
kararı oldu, buna maalesef uyulmadı. Suriye’de terör örgütleri var, bunlarla
ciddi mücadele yapmamız lazım. Terör örgütlerini temizlemezsek, Türkiye’ye de
tehdit, Rusya’ya da tehdit, Avrupa’ya da tehdit ve dünyanın her yerine salgın
hastalık gibi yayılıyor. Dolayısıyla bu konuda da ciddi işbirliği yapmamız
lazım. Biz inanıyoruz ki samimi işbirliği olursa Suriye’deki sorunu
çözebiliriz. Biz her zaman daha önce söylüyorduk, hatta problem olduktan sonra
da söyledik, Rusya’nın katkısı olmadan burada kalıcı bir çözüm olmaz. Bunu her
zaman söylüyoruz. Hatta İran’ın da. İran ile de görüşüyoruz ve bu anlamda
onlarla da işbirliğimizi güçlendirmemiz lazım. Diğer Körfez ülkeleri de var,
Avrupa ülkeleri de var ama, olumlu katkı yapmamız lazım. Bir de Suriye’nin
sınır bütünlüğü, toprak bütünlüğü konusunda Rusya’nın bizimle aynı düşündüğünü
söylüyoruz, öyle inanıyoruz. İran da keza öyle. Bizim samimi işbirliğimiz
olursa biz bu sorunu çözeceğimize inanıyoruz.
Düne kadar Karadeniz bölgesinde Rusya ve Türkiye arasında
faydalı askeri işbirliği vardı, ortak tatbikatlar yapılıyordu. Bugün ise bölge
sık sık NATO tatbikatları ile anılmaya başladı. Eski günlere dönebilir miyiz?
Biz
Karadeniz’in gerginliklerin hakim olduğu bir deniz olmasını istemiyoruz.
İşbirliğinin ve dostluğun hakim olduğu bir denizin olmasını istiyoruz. Ve bu
konuda tabii herkes üzerine düşeni yapmalı. Ortada kimseye yönelik hiç bir
tehdit oluşmamalı. Ne Türkiye’ye yönelik, ne Rusya’ya yönelik, ne de bölgedeki
diğer ülkelere yönelik. Burada Karadeniz etrafında başka ülkeler de var.
Bulgaristan, Romanya, Gürcistan ve diğerleri. Ve herkesin bu anlayış içinde
olması lazım. Bu anlayış olursa, gerginlik de olmaz. Hiç kimse birbirini karşı
tehdit olarak da görmez. Tam tersi işbirliği olur. Ve bundan da herkes
faydalanır. Ben idealini söyledim. Bölgedeki arazi gerçekler ile bu
ideallerimiz bazen örtüşmüyor. İşte son zamanlarda Kırım, Ukrayna’daki
gelişmelerden dolayı NATO ve Rusya arasında bir gerginlik oldu. Karadeniz’in
güneyindeki ülkelerin hepsi, Türkiye dahil hepsi NATO üyesi. Dolayısıyla böyle
bir gerginlik oldu, ama son NATO zirvesinde tabii caydırıcılıkla birlikte Rusya
ile diyalog anlayışı da hakim oldu. Bu diyalog anlayışını sürdürmek lazım.
Varolan bu sorunları, bence bu gerginlikleri diyalog yoluyla aşmamız lazım.
Rusya ile askeri teknik işbirliğine nasıl bakıyorsunuz?
Biz
savunma sanayimizi güçlendirmek istiyoruz. Savunma sanayimizi güçlendirirken de
bizimle teknoloji transferi, ortak yatırım ve üretim konusuna sıcak bakan tüm
ülkelerle işbirliği yapmak isteriz. Daha önce NATO ülkesi müttefiklerimizle de
bazı girişimlerimiz oldu. Ama maalesef NATO içindeki ülkeleri, özellikle
teknoloji transferi ve ortak yatırım konusunda biraz çekimser görüyoruz. Ama
biz de Türkiye olarak kendi savunma sanayimizi oluşturmak istiyoruz. Savunma
sistemimizi güçlendirmek istiyoruz. Yani bu anlamda Rusya da sıcak bakarsa biz
ileride bu işbirliğini düşünebiliriz. NATO içinde NATO üyesi bir ülke NATO
dışındaki bir ülkeyle nasıl işbirliği yapabilir diye bir ses gelebilir. Ama
Rusya ile bu konuda işbirliği yapan diğer NATO ülkeleri de var. İkincisi de sen
bu konuda işbirliği yapmak istemiyorsan Türkiye ile, Türkiye’nin başka
ülkelerle işbirliği yapmasına karşı çıkmaman lazım. Esas olan bu. Ama bizim
için prensip şudur: Biz kendi savunma sanayimizi ve sistemimizi güçlendirmek
istiyoruz. Bu anlamda bizimle bu çerçevede işbirliği, yatırım ve teknoloji
transferi gibi konularda işbirliği yapmak isteyen ülkelerle biz çalışmamızı
sürdürürüz.
Rusya FETÖ’nün tehlikeli olduğunu ilk anlayan ülkelerden biri. On yıl önce Rusya örgütün okullarını kapattı. Bugün Rusya ve Türkiye örgüte yönelik mücadele konusunda nasıl bir işbirliği yapabilir?
Bizim
göremediğimiz tehlikeyi, tehdidi Rusya başından görmüş. Biz de bunlar kendi
insanımız, vatandaşımız, inançlı insanlar diyorduk, gizli ajanların olduğunu
bilmiyorduk. Yani demek ki Rusya bu konuda çekimser davranıyorsa bildiği bir
şey vardır. İşin doğrusu bu. Dolayısıyla şimdi bu anlamda en az sorunlu
ülkelerden de biri Rusya’dır. Çünkü bunlara Rusya fırsat vermedi. Bu anlamda
Rusya’da diyalog adı altında bazı girişimleri vardır.
Bu
konuda da tabii Rusya’nın gerekli adımlar atacağını umut ediyoruz. Türkiye’ye
ulaşan bir tehdide karşı dostlarımızın desteği, bizim yanımızda olması anlamlı
olur. Ayrıca bulunduğumuz çoğrafyada çok ciddi bir FETÖ yapılanması var. Başka
üçüncü ülkelerde. Ve üçüncü ülkelerde bunların Türkiye’deki gibi darbe
girişiminde bulunması ya da yönetimi bu yapılanmayla ele geçirmesi ya da orada
güç elde etmesi de hepimiz için risktir. Bu Rusya, Türkiye, bölge için de risk.
Bu konularda da işbirliği yapmamızda fayda var.
Gülen’in iade konusu…
Şimdi
biz Amerika’dan Gülen’in iadesini istedik. Talep ettik. Dosyaları da gönderdik.
Ama şimdi bu darbe girişimiyle ilgili de belgeler, deliller ortada. Bunları
Adalet Bakanı topluyor, bir dosya oluşturuluyor. Öncelikle tüm bu bilgileri
Amerika’dan gelen bir heyetle paylaşacağız. 23-24 Ağustos tarihlerinde burada
olacaklar. Biden (ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden) de gelecek, onunla da
paylaşacağız. Daha sonra dosya oluşturultuktan sonra Adalet Bakanlığımız da
belki Washington’a gidip orada dosyayı bizzat verip daha sonra da gerekli
girişimlerde bulunacak. Amerika ile bu konuda anlaşmamız var. İşbirliği
anlaşmamız var. Türkiye bugüne kadar ABD’nin istediği kişileri her zaman
vermiştir. Sınırdışı etme, iade etme konusunda samimi adımlar atmıştır. Şimdi
teröristbaşının Türkiye’de 240 kişiyi öldüren bir terör örgütünün başının
Türkiye’ye iadesini beklemek bizim en doğal hakkımız. Yargıya teslim edilmesi
lazım. Şu konuda da kimsenin endişesi olmasın. Gerek Türkiye içinde şu anda
tutuklanan, gözaltına alınan, yargı süreci devam eden kişiler dahil Türkiye’ye
iade edilen kişilerin hepsi yargıya teslim edilecek. Kararı yargı verecek. Ben
sürecin de yasalarımız, kanunlarımız, Anayasamız çerçevesinde adil ve şeffaf
bir süreç olacağına inanıyorum. Bu konuda da kimse korkmasın. Biz darbeciler
gibi zalim değiliz. Biz darbeyi önledik. Darbe girişiminde bulunanlar hakkında
da yasal işlemler, hukuki işlemler devam ediyor. Gülen için de aynı şey geçerli
olacak. Diğer iade edilen veya edilecek olan kişiler için de aynı süreç olacak.
Neden Batı darbe girişimi sırasında Türkiye’de yasal iktidara
zamanında destek vermedi? Rusya ise destek verdi. Bir de bazı Rus uzmanlara
göre, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sert, mert duruşu sayesinde
darbe girişimi önlendi…
Doğru.
Erdoğan’ın dik duruşu ve halka, milletimize televizyon aracılığıyla çağrıda bulunması,
milletimizin büyük kalabalıklarla meydanlara inmesine sebep oldu.
Havaalanlarında, tüm şehirlerdeki meydanlarda. Ve bu 1 ay devam etti. Millet 1
ay meydan ve sokaklardan ayrılmadı. Daha devam edelim desek, daha 1 yıl devam
ederdi. Tabi milletimizin cesaretinin, o tankların karşısında şehit olmak için
çıkan milletimizin cesaretinin de darbe girişiminin önlenmesinde büyük rolü
var. O yüzden milletimizle ne kadar gurur duysak o kadar azdır. Bu takdiri her
yerden alıyoruz. Başka ülkelerin halklarından alıyoruz. Sadece Müslüman ülkeler
değil, Batılı ülkelerin halklarından da alıyoruz. Türk milletine olan
hayranlıklarını, saygınlıklarını gizleyemiyorlar. Evet Erdoğan mert ve
açıksözlü. Bundan hoşlanan ülkeler ve siyasetçiler de var. Ama dün bir eski
Ankara büyükelçisinin söylediği gibi Erdoğan’ın bu mertliği ve herkesin yüzüne
karşı hatalarını söylemesinden rahatsız olanlar da çok. Onlar bekliyorlar ki,
istiyorlar ki, Türkiye eskiden günlerde olduğu gibi ne derlerse onu yapsın, hiç
sesi çıkmasın, yanlışa yanlış demesin. Ve Türkiye’nin politikalarını onlar
belirlesin. Türkiye’deki siyasetçiler de buna uysun. Ama ne Erdoğan o eski
yöneticilerden, ne de Türkiye eski Türkiye ve bu milletin de gözü açıldı.
Türk milletinin gözü açıldı, gerçekleri görüyor. Ve biz doğruları bundan sonraki süreçte de söylemeye devam edeceğiz. Esasen birçok ülkenin ya da siyasetçilerin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den hoşlanmamasının sebebi de bu. Putin de açıksözlü, Putin de doğruları yüzlerine söylüyor, yanlışlar varsa onların yüzüne söylüyor. Onlar da Rusya ve Türkiye’yi 2. sınıf ülke olarak görüyor. Ve 2. sınıf ülkenin liderleri bize karşı nasıl böyle bir eleştiri yapabiliyor, ancak biz bunları söyleyebiliriz, onlar söyleyemez diye böyle bir anlayış var. Bu şeyleri görünce, Erdoğan ve Putin’in dik duruşunu görünce, çok rahatsız oluyorlar, ama kusura bakmasınlar, eğer anlayışları böyle devam ederse, rahatsız olmaya devam edecekler. Bizim liderlerimiz onları rahatsız etmeye devam edecek. O nedenle Batı’nın da bu işleri anlaması lazım.
Eskiden
beri söylüyorum: Koskoca Rusya’ya bu şekilde yaklaşmak gerçekçi değildir. Bir
sonuç elde edemezsiniz. Rusya’yı aşağılayarak, tehdit ederek Rusya’dan bir
sonuç elde edemezsiniz. Türkiye'den de edemezsiniz. Koskoca Soçi-2014 Olimpiyat
oyunlarını sadece bir konuya indirgediler. Yani gay ve lezbiyen hakları.
Koskoca Rusya gibi ülkeyi sadece bir konuda indirgeyemezsiniz. O hakkı
savunursun savunmazsın, ben o konuya girmek istemem. Ama bir ülkeyle ilişkileri
tek bir şeye indirgediğin zaman, o zaman olmaz işte.
İşte Ukrayna’nın başına gelene bakınız. Ukrayna’yı her zaman tehdit ettiler: Kesinlikle hem Rusya hem biz olamazsın. Ya bizi seçeceksin, ya da Rusya’nın olacaksın. Böyle bir anlayış olmaz. Ukrayna’nın bugün yaşadığı şeyler, bölgedeki problemin esas sebeblerinden bir tanesi bu. Tabii Ukrayna, Kırım konusundaki düşüncemiz net. Kırım konusunda Rusya ile farklı düşünebiliriz. Ama diğer taraftan bu sürece nasıl geldik, gerçekleri de görmemiz lazım. Ve bu yanlış yaklaşımları, tüm öncesi ve sonrası görüşlerimi söylüyorum. Hatta Ukrayna’da bu sorunu yaşamadan 1,5— 2 sene önce böyle giderse Ukrayna böyle olacak diye öngörülerimi söylüyordum, paylaşıyordum. Maalesef hepsi oldu. Batı’nın bu yaklaşımlarını değiştirmesi lazım. Patronluk taslamaması lazım. Böyle bir şey yok.
AB neden Türkiye’ye yönelik sözünü tutmuyor? Son olarak vizeleri de kaldırmadı?
Maalesef
işte Avrupa’da artan ırkçılık, Türkiye karşıtlığı, İslam karşıtlığı,
kendisinden olmayanlara karşıtlık, hoşgörüsüzlük ve İslam’la ilgili de değildir
bu. Yabancı düşmanlığı ve bir çok olumsuz akımlardan dolayı popülizm had
safhaya çıktı. Avrupa’da popülizm en üst noktaya çıktı. Aşırı partilere oyunu
kaybeden partilerin bile bir zemin kaymasına uğradığını görüyoruz. Onlar da bu
ırkçı akımlara meyil göstermeye başladılar ki desteklerini geri almak için.
Kaybettikleri oyu geri alabilmek için. Böyle olmaz. Esasen bu popülizm
sebebiyle de imzaladığı anlaşmayı ve verdiği sözleri tam olarak yerine
getiremiyorlar. İster istemez onlar da bu popülizme girmek durumundalar, ya da
etkileniyorlar. Biz de diyoruz ki bir anlaşma, anlaşmalar imzaladıysak, hepsini
uygulayalım. Yani senin lehine olan uygulansın, Türkiye’nin lehine olan ya da
ortada olan anlaşmalar imzalanmasın ya da onaylanmasın diye, böyle bir anlayış
olmaz. Ya hepsini onaylayalım ya da hepsini bir kenara bırakalım. Böyle
söyleyince de siz bizi tehdit ediyorsunuz diyorlar. Yok tehdit etmiyoruz, ama
niçin yaptık bu anlaşmaları? Uygulamak için kardeşim! Uygulamazsak niye
imzaladık o zaman?! Alışmamışlar böyle şeylere. Ve rahatsız oluyorlar.
Rus-Türk ilişkilerinin bozulması kimin işine yaradı? Rus uçağını
düşüren pilotlar FETÖ üyesi mi? Alparslan Çelik’in soruşturması ne aşamada?
İlişkilerimizin bozulmasının Türkiye ve Rusya’ya yaramadığı açık. İşin doğrusu hiç kimseye yaramadı. İkincisi Çelik’le ilgili dava süreci devam ediyor. Dosyalar yeniden açıldı. Zaten başka suçlardan dolayı da şimdi hapiste. Haziran 2017 yılına kadar hapiste. Dosya açıldı ve devam ediyor. Hatta savcı dedi ki Rusya’ya, elinizde bilgi ve belge varsa bize gönderin, bunu da dosyaya katalım ve inceleyelim. Tabi bu süreç devam ediyor. Diğer taraftan bu uçağın düşürülmesine katılan pilotların bazıları bugün gözaltında. FETÖ terör örgütüne üye olmaktan ya da darbe girişimi içinde olmaktan dolayı bazıları şu anda gözaltında. Tabi bu süreç tamamen baştan sonra titizlikle incelenecek. Dolayısıyla bunlar tam ortaya çıkmadan şöyledir böyledir dememiz doğru değil.
Mülakata aşağıdaki uzantılardan da erişilebilir.
http://tr.sputniknews.com/columnists/20160818/1024441040/cavusolu-sputnik-turkiye-rusya-suriye.html
Pazar - Perşembe
08:30 - 17:30
Konsolosluk İşlemleri 08:30 - 13:00 / 14:00-15:30
Tatil Günleri 2026
| 1.01.2026 | 1.01.2026 | Yılbaşı |
| 18.01.2026 | 18.01.2026 | Miraç Kandili |
| 25.02.2026 | 26.02.2026 | Kuveyt Milli ve Kurtuluş günleri |
| 20.03.2026 | 22.03.2026 | Ramazan Bayramı |
| 27.05.2026 | 29.05.2026 | Kurban Bayramı |
| 16.06.2026 | 16.06.2026 | Hicri Yılbaşı |
| 27.08.2026 | 27.08.2026 | Mevlid Kandili |
+ 90 312 292 29 29
TÜRKİYE'DE YATIRIM İMKANLARI